Mustafa Ajlan ABUDAK
Ülkemizin güzide basınındaki pozitivist imanı bilmeyen yoktur. Pozitivist materyalizm ” ciddi basınımız ” için çağdaşlığın ve bilimselliğin olmazsa olmazıdır. Bilimselliğe herhalde aklı sağlıklı çalışan kimsenin itirazı olamaz ama bilimsellik maskeli toplum mühendisliğine pekala itiraz olabilir. Basınımız kopyala yapıştır aydınlanma hareketine yardımcı olmak için uzun yıllardır, insan ve yakın akrabası maymunların birbirine ”ne kadar olağanüstü” bir şekilde benzediğine dair haberler yapagelmiştir. Bunlar aslında temelde yada daha doğru ifadeyle görünürde doğrudur yada doğru gözükmektedir. Tüm primatlar birbirleriyle yakın akrabadır. Tıpkı tüm canlıların aynı ortamı (dünya) paylaşmaktan kaynaklanan benzerlikleri olduğu gibi uzak ve yakın akrabalarımızla yaşamaktayız. Hatta biz en acımasız akrabalarıyız…
Bu makalede 30 yıl önce bulunan bir verinin hala bir ”bilimsel kanıt” olarak materyalist söylemi desteklediği iddiasını ne derece doğruladığını birlikte inceleyeceğiz. Bilimsel kanıtlar genelde genel geçerlilik taşır. Elbette pragmatik fayda oluştuğu durumlarda genelde tüm toplumlarca da kabul görürler. Darwinin kuramının bu şekilde bize kazandırdığı inkar edilmez bir çok faydanın yanında maalesef Avrupanın tarihsel sorunlarından kaynaklanan birde ideolojik yan etkileri vardır. Bu yan etkiler batıyı örnek alarak modernleşmeye çalışan bizim gibi geleneksel toplumlarda da bu sorunların yapay şekilde toplumsal yapıya transferi ile kendini ortaya koyar.
Bunun ülkemizde ve dünyada niçin yapıldığıda ortada olan bir durumdur. Belirli bir siyasi ve felsefi arka planın rüştünün ispatı için kullanılan bu tür yazılar bilim eklerinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Böylelikle siyasi düşünceye bilimsel bir kişilik, sağlam bir temel kazandırıldığı düşünülür. Bilim yine maalesef amacı dışında kullanılır ve bir siyasi propaganda malzemesi konumuna düşer. Bir bilim adamı yada bilim adamlar topluluğu bir gerçeği kendilerince somutlaştırıp inanıyor yada inanmıyor diye tüm toplumunda bu pratiğe ve yahut düşünceye uyması ve tartışmasız şekilde buna katılıp uygulamasını düşünmek insanı insan yapan en önemli etkinlik olan kültürleşmeyi oldukça hafife almak anlamına gelecektir. Ayrıca Carl Popper’ın ampirik bilimsel metod üzerine getirdiği eleştirilerden sonra bu tip bir söylemin bilim tarafından da ciddiye alınabileceğini sanmıyorum.
Son bulgular göstermektedir ki, yapısal benzerlikten öte bu olağanüstü değişimlerin kaynağı gen düzenlemesi ve duplikasyonlarıdır. Birkaç küçük değişiklik, büyük sonuçlara neden olabilmektedir. Bu kısıtlı marangozluk aletlerinden IKEA ‘nın kataloglarındaki tüm işlevsel mobilyaların yapılmasına bezetilebilinir. Bunların bu denli olumlu sonuç verecek şekilde insan için gerçekleşmesi ve diğer primatlarda gözlemlenmemesi evrimin yönlendirilmiş bir içeriğe sahip olduğu yönündeki görüşü desteklemektedir. Sorunsalımızın kaynağında aslında bir nüans farkıdır. İnsanın evrimde nasıl olupta bu denli özel bir sonuça ulaştığında yatmaktadır. Kimileri için bu sonuç tamamıyla şansın kutlu bir sonucu olabilir, kimimiz içinse evrimin yönlendirilerek ortaya çıkardığı harkulade bir sonuçtur.
İnsanla şempanzenin ayrımını oluşturan fark benzerliklerden değil genlerin düzenlenmesi ve kodlanmasındaki farklardan meydana geliyor. Ve bunlardan çok önemli olanların bazıları (karaciğerdeki dokularda olduğu gibi) sadece insana özgü ve diğer primatlarda yok…
Açıklamlarımızdan sonra, şimdi Türk medyasında bu salt materyalist Darwinci pozitivist yorum medyamız ve diğer yayın organlarınca topluma nasıl aksetiriliyora gelelim. Birkaç örnek yetecektir.Birde bu tip haberler dikkatli okurların sürekli karşılaşabilecekleri ”flaş” haberlerdir. Geçmişi 30 yıl öncesine dayanan ve salt formal benzerlik üzerinden yola çıkarak yorumlanan ve topluma sunulan araştırma sonuçları ile ülkemizde topluma nasıl bir perspektif(le) sunulmak istenmiş, hep beraber görelim;
Dinazorların Sessiz Gecesi
Bu yazıdan küçük bir alıntı;
” Yani İnsan ve Maymun genleri yüzde 98,4 oranında aynı…”
Yani Darwin Teorisi. Yani, İnsanın maymundan türemiş olduğunun biyolojik kanıtı. Yani, Darwin’e karşı çıkan her türlü hurafe artık yerle bir…”
Okumaya devam edin ‘Bir Darwin Mitinin daha ölümü…’
Akademik Yayın, Araştırma, Bilim, Güncel, Moleküler Biyoloji, Süreli yayın kategorisinde yayınlandı